Adnan Oktar Röportajı

Masonların belini biz kırdık'

Geçmişte hapis yattı, hakkında çeşitli suçlamalarla davalar açıldı. Eserleri çeşitli dillere çevrildi… Daha çok “gizemli” bir hayat yaşamakla tanınan Adnan Oktar’ın yüz yüze görüştüğü gazeteci sayısı ise oldukça sınırlı. Bu röportajlardan birini de bizimle gerçekleştirdi. Adnan Oktar’la yüz yüze yaptığımız söyleşide “insan Adnan hoca”yı konuştuk. Tabii kamuoyunun merak ettiği soruları da ihmal etmedik.

MASONLUĞA GİRİŞLER DURDU

Masonluğu hakikaten Türkiye’de deşifre edip, felç eden bir çalışma yaptık ki, bugün gerçekten gücü kırılmıştır. Çok zavallı, çok garipleşmişlerdir. Mesela masonluğa girişler durdu. Her zaman tırmanırken, sayısında sabitlenme hatta düşme meydana geldi.

BİZ SOLUCANI GÜNEŞE KOYDUK

Bir oluşum gizliyken daha güçlüdür. Ama deşifre olup ortaya konunca gücünü kaybeder. Solucan nasıl toprak altından çıkınca telef oluyorsa, bu da öyledir. Solucan açığa çıkınca kıvrana kıvrana ölür. Masonluk da öyledir. Biz aldık solucanı güneşe koyduk. Olay bu.

İsterseniz sohbetimize son açıklanan Yargıtay 8.Dairesi’nin kararı ile başlayalım... Hakkınızda 1999’dan beri süren davanın zamanaşımından düşmesini engelleyen bir karar bu. Bu karar sizce ne anlama geliyor?

Zamanaşımı iddiasını ortadan kaldırdığı için olumlu bir karar. Dosya şu an boş. Ebru Şimşek’e şantaj iddiasından beraat ettik. En önemli konu oydu. Fatih Altaylı davasından da beraat etik. Şu an ne davacı kaldı ne şikayetçi. Beraat bekliyoruz zaten. Sorun gözükmüyor. Ama olayın şekli tabii bizi şaşırttı. İki gün öncesinden kararın Hürriyet gazetesine sızdırılması ve manşetten verilmesi çok karanlık. Kim verdi? Neyi amaçladılar, ne zaman, kimle kim arasında bu olay planlandı, kim ne menfaat elde etti? Bunların araştırılması lazım.

Sizce kim, niye yaptı?

Kanaatim; Komünist derin devlet çetesi çok uzun süredir devlet içine sızma faaliyetini devam ettiriyor. Eylemlerini de devam ettiriyor. Arkadaşımız Serkan Ciminli’nin öldürülmesi, kokain komplosu, diğer olaylar, bir araya geldiğinde bir ‘komünist derin devlet’ komplosunun yapıldığını gösteriyor. Darwinizm’le ilgili faaliyetlerimizin etkisini durdurma amacı taşıyor. Yargıya baskı olmuş olabilir, öyle bir şüphe oluştu bende. Ben yargı üyelerine kızmıyorum, onlara baskı yapanlara kızıyorum.

Kokain davası dediniz… Nedir bu olay, biraz bahseder misiniz?

1991 yılında yaptığım masonluk tarihi ve dünya masonluğunun örgütlenmesiyle ilgili son derece önemli bir kitap çalışmasından rahatsız olan birtakım çevrelerin etkisiyle, yeni bir komplo düzenlendi. Annemle birlikte yaşadığımız Ortaköy’deki eve gelen polisler, iki bin kitaptan oluşan kütüphanede, ellerini attıkları ilk kitabın içinde bir paket kokain buldular. Daha sonradan bu paketin oraya bazı polisler tarafından suni olarak yerleştirildiği mahkeme tarafından ispat edildi. Bu olayın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alındım. Gözaltında bulunduğum 62 saat sonunda kokain testi için gittiğim Adli Tıp Kurumu’nda, kanımda kokainin bir yan ürününün çok yüksek miktarlarda bulunduğu açıklandı.

Ancak daha sonra, bunun sadece bir komplo olduğu, aralarında Scotland Yard’ın da bulunduğu 30’a yakın uluslararası adli tıp kurumu tarafından verilen raporlarla ve Türk Adli Tıp Kurumu’nun onayıyla, kanımda çıkartılan kokain dozunun 62 saat önceden alınmış olsa, ölümüme neden olacak kadar yüksek bir doz olduğu, dolayısıyla kokainin emniyette bulunduğum sırada yiyecek ve içeceğime karıştırılmak suretiyle bana verildiği ispat edildi. Ve mahkeme bu gerekçelerle beraat kararı verdi ve aklandım.

İFADEYİ İMZALAMAM İÇİN BASKI YAPILDI

1999’daki ifadeniz çok tartışıldı.. Aslı nedir o ifadenin, gerçekten böyle bir ifadeniz oldu mu?


Halk emniyetteki o dönemi bilmiyor. Nasıl ortam vardı? Hangi şartlar altında o ifade imzalattırıldı. Kimse bunu bilmiyor. Ben diyorum ki; Türkiye’de her kim olursa ama kim olursa olsun o şartlarda “imza at” dendiğinde imzalardı. İmza atmayan adamın elini kırarlar. İllaki imzalatırlardı.. Öyle bir hava vardı.

Yani ifade hazırdı, siz imzaladınız öyle mi?

Tabii ki. Oradaki ifadeyi aklı başında hangi insan kendine ithaf eder. Bunları yaptım, şunları yaptım diye. Çok galiz, ağır çok ağır ifadeler. Savcı ve hakim karşısında bu ifadenin zorla imzalattırıldığını söyledim.

Ne dedi peki hakim ve savcı?

Hakim anladı. “Hakkındaki iddialara ne diyorsun” dedi, “ne iddiası” dedim, “haklısın” dedi. Bu önemliydi tabii..

Fahri başkanlığını yaptığınız Bilim Araştırma Vakfı (BAV) neden ilmi çalışmalardan çok alakasız konularla gündeme geliyor?

Daha iyi böyle olması… Toplumun bazı kesiminin ne düşündüğünden çok, samimi, mukaddesatçı, milliyetçi çevreleri esas alıyorum. Samimi Müslüman olduğumu herkes bilir. Ama ateistler, komünistler, bundan rahatsız olmuş. Önemli değil.

250’yi aşkın kitabınız var. Bu bir ömre zor sığar. Nasıl yazdınız bunca esri?

Eserlerimin hazırlanmasında, araştırma aşamasında yardımcı olan bir ekip var. Teknik bilgiler bu şekilde hazır olduğunda yorumlamayı ben yapıyorum.

KİMSEYİ ZORLA TUTMUYORUZ

Son dönemlerde gündeme geldiğiniz bir diğer olay da Ceylan Özgül’ün babası tarafından kaçırılması olayıydı… Bu olayla birlikte öncülüğünü yaptığınız topluluğun, gençleri ailelerinden kopardığı öne sürüldü. Nedir yorumunuz?

Bir insanı ailesinden koparmak tabii ki anormal bir harekettir. Bir insanı sevdiklerinden, dostlarından, arkadaşlarından, sosyal çevresinden koparmak da anormal bir harekettir. Koparmanın bir çok çeşidi vardır. İnancından, dostlarından okulundan koparabilirsin.

Ancak 18 yaşını doldurmuş her fert özgürdür. İstediği okulu, yaşam tarzını seçer. İster ailesiyle, ister arkadaşlarıyla kalır. Üniversite mezunu, aklı başında sıhhatli birine dayatma getirilemez. Tutmak olmaz. Benim Ceylan hanımla bağlantım yok. Ama arkadaş çevresi olduğu doğru. Onları sevdiği de doğru. Ailesini sevdiği de doğru. Zaten annesinin yanına gitmiş. Annesiyle hasret gidermeye giden birinin, oradan elleri ayakları bağlanıp ağzına bant bağlanıp kaçırılıyorsa, bu normal değil.

Prof. Cevat Babuna’nın oğlu Oktar Babuna’nın da ailesiyle ilgili açıklamaları oldu. Oktar Babuna’nın ailesine yönelik açıklamalarını nasıl değerlendirdiniz. Onları izlerken neler hissettiniz?

Oktar’ı ayıpladım tabii. Anayla babayla tabii öyle bir üslupla konuşulmaz. Uyardım kendisini. Çocuklarla haber de gönderdim. Hoş şeyler değil tabii. Ama zannediyorum karşılıklı sorun var. Cevat Hoca da biraz yanlış yaptı.

Oysa Prof. Cevat Babuna’yla geçmişte aranız iyiydi?

Evet evet.. Hoca bize gelip giderdi, ben ona Darwinizm’le iligili belgeler veriyordum, konferans konusunda teşvik ediyordum. Fakat ne olduysa, Edip Yüksel’le konuştuktan sonra oldu, nevri döndü. Edip Yüksel onu zehirledi adeta. Garip çizgiye geldi.

Yine cemaatinizle ilgili en çok tartışılan olaylardan biri de “bacılar, imamlar” gibi bir yapılanmanın olduğu yönünde. Aslı var mı bunun?

Emniyet’te bizim önümüze öyle bir liste getirildi. “Bacılar, imamlar…” ipsiz sapsız, hatta daha da ilginç yapılanma şekilleri.. Ben önce, “böyle bir şey yok” dedim. Öyle deyince hava bir anda acayip gerildi. Yani müthiş bir gerginlik oluştu. Böyle deyince “var” dediler. Ben de “illaki var diyorsanız vardır” dedim. “İmzalamamız gerekiyorsa imzalayalım” dedik. Olay bundan ibaret.
Var mı yok mu peki?

Tabii ki yok yani. Emniyette yapılan yakıştırmaların hiçbirisi doğru değildir. İsimlendirmeye niye ihtiyaç olsun. Kardeşiz, dostuz, arkadaşız o kadar.

Türkiye’de Masonluğu adeta felç ettik

Eğitiminiz, güzel sanatlar, felsefe olmasına rağmen Darwin ve Masonlukla uğraşıyorsunuz… Neden?

Biyoloji eğitimi almadan Darwinizm’e, sosyoloji eğitimi almadan Masonluğa niye yaklaşıyorsun, siyonizmle ilgili sosyolojik araştırman yok diyorlar. Oysa böyle bir şey yok. Dünyada bir kötülük varsa bunu aklı başında herkes anlar. Darwinizm’in sahte olduğunu fosillere bakan ilkokul öğrencisi bile anlar. Yaşayan canlılara ait fosillerin tamamı aynı günümüzdeki canlılar gibi, olduğu gibi duruyor. Karmaşık bir şey yok. Proteinlerin yapısına bakıyoruz, tesadüfen olması imkansız.

Ama siz, bu kadar kolay olmasına rağmen ısrarla bunları anlatıyorsunuz.?


Evet.. Anlaşılıncaya kadar uğraşacağız.

Masonluğa gelince; “Dünyayı idare ediyor, her türlü fitnenin kaynağı” diyorsunuz. Bu karmaşık değil. Masonlar zaten, “Evet biz bunu yapıyoruz” diyorlar göğsünü gere gere.

Peki, yaptığınız çalışmalarla, Masonlarla ilgili eserlerinizin, “masonları güçlü” gösterdiği eleştirisine katılıyor musunuz?


Yooo. Aksine. Rehaveti ortadan kaldırır. Kur’an’da da, sürekli tehlikelerden bahsedilir, müşriklerden, münafıklardan, kafirlerin tuzaklarından bahsedilir. Müslümanları motive edecek ayetler de vardır. Hatta Allah ayette, “mustaz’aflar, çocuklar, zayıf bırakılmış kadınlar uğruna niçin savaşmıyorsunuz” der. Demek ki Müslümanı motive ediyor. Şunu bilelim; zıddı olmayan hareket pasifleşir. Mesela benimle ve arkadaşlarımla sürekli mücadele edenler olmuştur. Masonlardan olsun Marksistlerden olsun, ateistlerden olsun. Bize baskı yapan gruplar ne zaman ki baskılarını güçlendirmişlerdir, benim ve çevremin, fiili olarak bilimsel çalışmalarımızın en yoğun dönemi o dönemler olmuştur. Karşısında mücadele eden olmayınca Müslümanın gücü zayıflar, motivasyonu kırılır.

1999 yılında, Masonların “90. yıl” sergileri vardı Aya İrini’de. Orada sizin, Masonlukla ilgili (Yeni Masonik Düzen, Yahudilik ve Masonluk) eserleriniz de sergileniyordu. Masonları yerden yere vuran kitaplarınızın bu sergide yer alması nasıl izah edilir?

Yani, “korkmuyoruz, moderniz, demokratız, etkilenmedik” mesajı vermek istemişlerdir. (Gülüyor) Bir de mezarlıkta ıslık çalarak gezer insanlar. Çekinmiyoruz, mason aleyhtarı faaliyetten demek istemiş olabilirler. Ama bunun kurtarıcı tarafı olmaz. Masonluğu hakikaten Türkiye’de deşifre edip, felç eden bir çalışma yaptık ki, bugün gerçekten gücü kırılmıştır. Çok zavallı, çok garipleşmişlerdir. Gücü geniş çapta kırılmıştır. Mesela masonluğa girişler durdu. Her zaman tırmanırken, sayısında sabitlenme hatta düşme meydana geldi. Masonlara yapılan para yardımları da durdu. Bölünenler oldu.

Neden peki?

Deşifre olmaktan… Bir oluşum gizliyken daha güçlüdür. Ama deşifre olup ortaya konunca gücünü kaybeder. Solucan nasıl toprak altından çıkınca telef oluyorsa, bu da öyledir. Solucan açığa çıkınca kıvrana kıvrana ölür. Masonluk da öyledir. Biz aldık solucanı güneşe koyduk. Olay bu.

Masonlar yine etkili mi Türkiye’de?

Tabi dış kaynaklı olarak etkili, iç masonluk olarak değil.

Eserlerinizde masonluk ve masonlarla ilgili çok ciddi ve önemli bilgi ve belgeler yer alıyor. Mesela bir zamanlar Kanal7’de yayınlanan yemin töreni görüntüleri çok yankı uyandırmıştı. Bu görüntüleri de sizin servis ettiğiniz söylendi. Bu belge ve bilgileri nasıl elde ediyorsunuz?

Tabi rivayetler muhtelif. (Kahkahayla gülüyor) Yani hayırlı kardeşimiz, hayırlı bir hizmet yapmış. Ama benim bu kişiden haberim yok. Kim yaptıysa tebrik ediyorum, kutluyorum.

Mason mensubunuz var mı?

Benim tanıştığım, sonradan İslamiyet’i seven mason insanlar oldu. Dolayısıyla masonlardan tanıdığım var. Her türlü çevreden de tanıdığım insanlar var.

NAMAZI 5 VAKİT KILARIM

Adnan Oktar’ın bir günü nasıl geçiyor?

Ben az uyurum, 3-4 saat kadar. Geceleri kitap okurum, araştırmalarımı gece yaparım. Sabah namazından sonra bazen yatarım 3-4 saat kadar. Günlük gazetelerden en az 10 gazeteye bakarım. Sonra da günlük yapılması gerekenleri yaparım. Kitaplar, CD’ler, internetle ilgili çalışmalar… Onların üzerinde duruyorum.

Namazı 5 vakit mi kılıyorsunuz?

Tabii tabii… Ona bayağı kafayı taktılar. Karşımıza geçmişler Edip Yüksel’i sağlarına, bir tane tombul sevimli hoca var onu da sollarına almışlar konuşuyorlar. Bu adamlar alenen namazları azaltan insanlar, bize ehli sünnet dersi vermeye kalkıyorlar. Edip yüksel Reşat halifenin peygamberliğini kabul eden bir insan, bana da gelmişti, peygamberliğini kabul ettin mi diye; “kabul etmem” demiş göndermiştim. Ben başından beri söylüyorum; namazları 5 vakit kılıyorum. Nasıl değişsin ki bu; ben desem de değişmez. Kur’an’ın açık emri. Yaşanmış bu fiilen. Hadis, icma-ı ümmet var. Çok net bir şey. Bunu kimse değiştiremez. Falanca çıkıp, 1300 sene yanlışlık olmuş bunu düzeltelim diyemez. Namaz başında da 5 vakitti, kıyamete kadar da 5 vakit olacaktır.

19 Mucizesine inanır mısınız?

Kur’anda var, tabii bunu emir olarak algılamamak lazım, Kur’an’ın harikası olarak düşünmek lazım. Şaşırtıcı, hoş şeyler.

Müslüman en iyiye layıktır

Lüks yaşamın nedeni ve kaynağı nedir?

Müslümanların iyi yaşantısını eleştirenler demek ki Hz. Süleyman’ı da eleştiriyor. Hz. Süleyman, biliyorsunuz zenginliği dillere destandı, büyük bir ihtişam içindeydi. “Yarabbi, ben bu mal sevgisini senin rızan için yığdım” diyor. Allah’a hizmet içinse çok güzel. Müslüman tabii ki her şeyin en güzelini giyecek, en güzelini yiyecek, en güzel evde duracak. Niye ateistin olsun en güzel ev. En güzel araba niye dinsizin olsun, Müslümanın olsun tabii ki.

Lüks yaşam, peygamberi metodla, özellikle de İslam Peygamberinin yaşamıyla çelişmiyor mu?

Peygamberimiz’in misafirleri karşılamada giydiği cübbe çok çok değerliydi. Açsınlar baksınlar İslam tarihine. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah seni fakir bulup zengin etmedi mi” diye ayet var. Peygamberimiz zengindi, tarif edildiği gibi fakir değildi. O zenginliğini de Allah yolunda kullanıyordu. Hz. Hatice annemiz de zengindi. Hz. Ebubekir de zengindi. O da Allah yolunda kullandı servetini. Mühim olan Allah yolunda kullanılmasıdır. Müslüman tabii ki temiz giyinecek. Peygamberimizin İstanbul’a gönderdiği elçi Hz. Dıhye, İstanbul’a geldiğinde bütün Bizans halkı sokağa dökülmüştü görebilmek için. Hz. Dıhye olağanüstü yakışıklıydı ve dış görünüşü itibariyle peygamberimize de en fazla benzeyen sahabeydi. Güzel giyinmişti ve çok zengin bir kıyafetle gelmişti. Onun için müslümanları sürekli bakımsız giyinirler, bakımsız evlerde otururlar, dünyadan el etek çekmişlerdir şeklinde göstermeye çalışıyorlar. Oysa Müslümanlar en az masonlar kadar zengin, en az masonlar kadar atak, en az masonlar kadar düzgün giyinen kimseler olmalıdırlar.

Geçiminizi neyle sağlıyorsunuz?

Ticaretle.

İslami cemaatlerle ilişkiniz nasıl, görüşür müsünüz?

Bütün cemaatlerle, Süleymancılarla, Nurcularla görüşüyorum. Hepsiyle aram iyidir. Şeyhlerini mehdi bildiklerini, böyle hüsn-i zan ettiklerini biliyorum. Ben de iftihar ederim. Ne güzel. Bundan da rahatsız olmamak lazım.

Hâlâ bekarsınız. Neden evlenmediniz?

Bizim çocukların evlenmelerini tavsiye ediyorum, çok da evlenen var. Ama bekarlar da var. Said Nursi, Fethullah Gülen, M. Şevket Eygi hocamız evlenmedi. Ama hiç evlenmeyeceğim diye de bir kararlılığım yok. Niçin olmasın, olur yani. Ama şu anda şu ortamda yoğun olduğum için evlenemiyorum. Makbul olan evlenilmesidir.

Yakında düğün bekleyelim mi?

Yakın zamanda, uzak zamanda… Allah’ın takdirini bilemeyiz. Neyin ne olacağını bilemeyiz.



Muharrem Coşkun'un röportajı - Vakit

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !